İran: Bazargan-Maku

Hayalini çok önceden, hazırlıklarını daha yeni yaptığım İran. Pasaport işlemleri sürerken internetten ulaşabildiğim kadarıyla gezi notları, tarihi ve gezilecek yerler tarayıp kendimce bir gezi rehberi oluşturdum. Pazar akşamından bütün hazırlıklarımı tamamlayıp pazartesi sabahı saat 7.00′de Doğubayazıt’a hareket ettim. Doğubayazıt’ta biraz Dolar alıp Gürbulak durağına gittim. Burada yaklaşık iki saat arabanın dolmasını bekledim.

 Beklediğim sıra İranlı bir Arap geldi o da İran’a gidecekmiş. Biraz konuşmaya çalıştım, tanıştık adının Lütfullah olduğunu söyledi.Lütfullah ile yol boyunca Arapça, Kürtçe, Türkçe, İngilizce ile adeta yeni bir kamus yazdık. Saat 10.00 civarı İran gümrüğündeydik. Bir kaç dakikalık işlemden sonra gümrüğü rahatça geçtik. İran topraklarına adım atar atmaz saattimi bir buçuk saat ileri aldım. Yine İran topraklarına ayak basar basmaz ayakçı dövizciler etrafımızı sarıp bize Tümen satmaya çalışıyorlar. Daha önce gidenlerin tecrübelerine dayanarak burda sadece 20 Dolar bozuyorum. 20 Doları 19,500 tümene etti. Normalde ederi 20.000 Tümen. 75 kuruş eksiğine bozup yola koyuluyoruz. 

Lütfullah Türkiye’den bir iki eşya almış onları geçirmesini bekliyorum. Lütfullah ile beraber gümrükten Bazargan’a dolmuş taksiye biniyoruz. Sonra Bazargan’da inip Maku’ye giden bir dolmuş taksiye biniyoruz. 

Taksici Kürt olduğunu dolayısıyla sünni olduğunu söylüyor, sonrasında o ile Lütfullah başlıyor İran şii rejiminin sünnilere verdiği sıkıntılara: Cuma namazını kılamama, sünni bölgelerinin geri bırakılmasına falan filan…

Taksi şoförüne Tahran’a gideceğimi söyleyince hemen otogardaki adamını arayıp bana yer ayırttı. Yol boyunca Kürt dengbejin(şarkıcı) arabada yankılanan yanık sesi eşliğinde söyleşiyoruz. Türkiye’deki Dengbejleri mi dinliyorsunuz diye sorunca yok bunlar İran dengbejleri diyor. Hatta kendisinin de dengbej olduğunu aktarıyor.

Yaklaşık 30 km’lik yolu konuşarak çabucak bitiriyoruz. Otogara geldiğimizde taksici arkadaşın aradığı firma elemanı karşılıyor bizi. Otogara gidip biletlerimizi alıyoruz. Lütfullah Ahvaz’lı. Ahvaz’a gitmek için Tebriz üzerinden gitmesi gerekiyor çünkü direk Ahvaz’a araç yok. O’nun arabası 13.30′da benimkisi 18.30′da. Lütfullah’la güzelce söyleşirken öğle ezanı okuyor. Gidip abdest alıp namazımızı küçük terminalin küçük mescidinde kılıyoruz. Sonra yine bütün dillerin kamuslarını açıp anlaşmaya devam ederken saat 14.00′e yakın otobüsü hareket ediyor. Lütfullah keşke seni uğurladıktan sonra gitseydim ama senin gideceğin satte Tebriz’e araç yok deyip üzüntüsünü dile getiriyor.

Lütfullah yol boyunca bana çok yardımcı oldu gerçekten. Yol boyunca taksi masraflarımı karşılamama izin bile vermedi. Misafirperverliğiyle utandırdı beni doğrusu. Lütfullah İran topraklarında kendimi yerli gibi hissetmeme vesile oldu. Allah razı olsun Lütfullah… Eşyalarını otobüse taşıdığımızda aracın 70′li yıllardan kalma bir şey olduğunu görünce seni oraya kadar atar mı deyince gülüşüyoruz, senin otobüs yeni ama korkma dedi. Helalleşip uğurluyorum Lütfullah’ı. Huda Hofez Lütfullah.

Ben de kalan beş saat boyunca bir şeyler okumaya çalışıp ikindi namazını kıldım. Mescidde de oradaki geleneğe uygun oturup dinlendim biraz. O sıra Trabzon’lu ailenin 13-14 yaşlarındaki bir oğluyla tanıştım. Aile dışarda geziniyordu. Çocuk ailecek altı aydır İran’ın Kum kentinde Farsça öğrendiklerin söyledi. Kum kentinin şii Mollaları yetiştiren bir yer olduğu yadıma düşünce bu alie şii mezhebine mi geçti diye düşünmeden edemedim doğrusu. Babanın namaz kılarken ki etrafı kollama refleksi kuşkumu daha da arttırdı. Herkesin inancı, mezhebi kendine deyip işime bakıyorum.

Yine mesciddeyken Tebriz Azerisi bir arkadaşla tanışıyorum. O da Tahran’da şoförlük yapıyormuş. O’nun otobüsünün kalkış saati de benim ki ile aynı ama farklı firmalarla gideceğiz Tahran’a. On iki saatlik yol boyunca verilecek olan bir buçuk molanın birlik kısmında firmalarımızın molaları denk gelince biraz konuşuyoruz yine. Sonra Tahran otogarında son defa karşılaşıp helalleşerek vedalaşıyoruz.

Kısa-Kısa: 

  • İran’a girer girmez kendine has hoş mimarisi karşılıyor insanı. Köylerde bile binaların, evlerin dışı kiremit ya da mermer kaplama.
  • Araçlar çok eski Türkiye’nin yetmişli yıllarda kullandığı araçlar gibi.
  • İnsan cana yakın ama Türkiye deyince esnafın aç gözlü kısmı fiyatı yüksek çekiyor.
  • Farklı bir ülkede olduğunu en çok alfabe size fısıldıyor.
  • Gümrük- Bazargan=200 Tümen
  • Bazargan-Maku: Derbest(özel), 2000 Tümen
  • Maku-Tahran(yaklaşık 900 km)=10.000 Tümen
  • Yollarda neredeyse hiç mola verilmiyor tedbirinizi alın.
  • Yola çıkmadan önce yemeklik bir şeyler ya da bisküvi yanınızda bulundurun. İran yemekleri damak tadınızı göre değil.
  • Yolda çay 200 Tümen.
  • Yol boyunca, şehirde WC’ler ücretsiz.(Tebriz hariç).
  • 900 km’lik yol boyunca bir defa polis arabayı durdurdu sadece bakındı.(bu bütün 6 günlük gezi/yolculuk boyunca ilk ve son durdumaydı).

Tahran’da görüşmek üzere….

Yorum Yapın

Mesajınız